kumarbaz-kitap-yorumu-inceleme

Dostoyevski ile ilk tanışmam Kumarbaz ile oldu. Kumarbaz, Dostoyevski'ye başlamak için iyi bir seçim değil. Bana biraz ağır geldi. En azından konusu ve olayları beni içine çekmedi. Biraz araştırma yaptığımda ve tavsiyeler aldığımda Kumarbazın yanlış bir seçim olduğunu anladım.

Kumarbazı asla kötüleyemem. Belkide ben farklı bir kitabıyla başlamam ve yazarı daha iyi anlamam gerekirdi. Dostoyevski okumak her yiğidin harcı değilmiş. Bunu Kumarbazı okuyarak anlamış oldum.

Özelliklede benim gibi polisiye, aksiyon ve macera kitapları seven için biraz ağır gelebilir. Bu ön bilgiden sonra kitabın konusundan ve karakterlerden bahsedeyim.


Aleksey ivanoviç'in kendi gözünden anlattığı bir roman. Dostoyevski, kendinden esinlenerek bu karakteri oluşturmuş. Aleksey bir öğretmen. 3 dil biliyor. General isimli bir şahsın çocuklarına öğretmenlik yapıyor.

Aleksey, Generalin büyük üvey kızına deli gibi aşık. Kızın adı Polina. Ama Polina, Aleksey'i sevmiyor ve küçük görüyor. Polina Mr. Astley isimli bir ingiliz beyefendisine aşık.

Birde Fransız var. General denen adam bu Fransız'dan yüklü miktarda borç para almış ve kumarda kaybetmiş. Bu nedenle General Rusya'da yaşayan büyük annesinin ölmesini bekliyor. Çünkü Büyükanne çok varlıklı ve zengin. Mirası için her gün yaşlı kadını sorma bahanesiyle Rusya'ya telgraflar gönderiyor öldü mü diye. Fransız da parasını kurtarabilmek için sürekli Generalin etrafında dolanan kibirli bir şahıs işte.

Blanch, Generalin sevgilisi diyebiliriz. Generalle evlenmek istiyor. Ama parası için. Büyükanne'den kalacak mirası bekliyor yani.

Büyükanne Rusya'dan gelerek bizimkilere, Almanya'da kaldıkları bir otelde baskın yapıyor. Genrala benim ölmemi daha çok beklersin ve sana zırnık yok diyor. Bunun üstüne Büyükanne, servetinin yarısını kumarda kaybediyor. Sonra Rusya'ya geri dönüyor.

Herkes dağılıyor filan derken bizim Aleksey cebindeki çok az parasıyla kumarda yüklü bir varlık elde ediyor. Sonra onu pariste harcıyor ve yine meteliksiz kalıyor.

Yani Kumarbazın konusu, dedikodu, kumar, parasızlık, hırslar, karşılıksız aşk diyebiliriz. Öyle aman aman sürükleyici bir şey bulamazsınız. Ancak yazarın insan psikolojisini özellikle de hırs ve saplantı üzerinden derinlemesine işlediğini söyleyebiliriz.


Benim bu kitaptan çıkarımım, herkesin bir menfaat peşinde olması. Kumarmış hırsmış hep ikinci planda gibi geldi bana. Daha çok herkes menfaati için birbirinin yanında duruyor. Yani kitapta bu tema daha yüksek gibi geldi bana.

Zaten ilk 60 sayfa hiçbir şey anlaşılmıyor. Ondan sonra kim neden kiminle takılıyor biraz biraz anlamaya başlıyoruz.

Kitabın dili aslında sade ama içinde çok fazla fransızca cümleler var. Her cümleyi sayfa sonunda açıklamışlar ama okumayı çok zorlaştırıyor.

Kumarbaz kitabından birkaç alıntı ile yazımı sonlandırayım.

"İnsanlar bir kaşık suda boğacakları bir kimseyle bile kimi zaman zorunlu ilişki kurarlar."

“Neyin ben şimdi! Zéro. Peki yarın ne olabilirim? Yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! Tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim!”

“Peki sevgim ona bu kadar iğrenç geliyorsa, neden bundan bahsetmeyi yasaklamıyordu bana?”